1. İdare Hukukunda Yetki Unsuru ve Temel İlkeler
İdare hukukunda yetki; Anayasa ve kanunlarla sınırları önceden çizilmiş, idari makamlara münhasıran verilmiş kamusal güçleri ifade eder. İdare organları açısından yetkisizlik asıl, yetkili olmak ise istisnadır.
Yetki unsurunun hukuki dayanağını oluşturan temel Anayasa hükümleri şunlardır:
- Anayasa m. 6/son: "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."
- Anayasa m. 123: İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği ilkesi.
Kamu düzenine ilişkin olan yetki kuralları dar yorumlanmak zorundadır. Yetki kurallarının idari teamüller, kıyas, genişletici yorumlar veya yetki devrinin kanuni şartları oluşmadan esnetilmesi hukuken mümkün değildir.
2. Usulde ve Yetkide Paralellik (Koşutluk) İlkesi
Pozitif hukukumuzda tek bir genel kanun maddesi olarak kodifiye edilmemiş olsa da, Danıştay içtihatları ve doktrin tarafından istikrarlı şekilde uygulanan "Usulde ve Yetkide Paralellik İlkesi", idari işlemlerin sebep ve yetki yönünden denetiminde temel bir ölçüttür.
- İlkenin Özü: Mevzuatta aksine açık bir düzenleme bulunmadığı sürece; bir idari işlemi tesis etmeye yetkili ve görevli olan makam/organ, söz konusu işlemi geri alma, kaldırma, değiştirme ve düzeltme konusunda da aynı yetki ve usullerle bağlıdır.
- Hukuki Sonucu: İdari yargılama hukukunda asli şekil ve yetki kurallarına aykırılık işlemi kökten sakatlayarak iptalini gerektirir.
3. Kamu Personeli ve Disiplin Hukuku Rejimindeki Uygulaması
Özellikle kamu personeli istihdamı ve sözleşme feshi süreçlerinde yetki unsuru güncel mevzuatla şu sınırlar içinde düzenlenmiştir:
A. Statü Hukuku Sınırı
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel, statü hukuku açısından "memur" değildir. Bu personelin hizmet sözleşmesinin tek taraflı feshedilmesini gerektirecek haller, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın Ek 6. maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır.
B. Atamaya Yetkili Amir Kriteri
Teşkilat mevzuatı uyarınca personeli göreve getirme ve sözleşmeyi kurma iradesi münhasıran "Atamaya Yetkili Amir" (Kurum Başkanı/Atamaya Yetkili Makam) üzerindedir. Usulde paralellik ilkesi gereği, sözleşmeyi sonlandırma iradesi de ancak bu makam tarafından kullanılabilir.
C. Kurulların Yetki Sınırı ve Güncel Yönetmelik Rejimi
30.04.2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 18. maddesi uyarınca Yüksek Disiplin Kurulları, amirlerin isteği üzerine sadece 657 sayılı Kanun'a tabi memurlar hakkında "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" vermeye yetkilidir. Bu kurulların, memur statüsünde bulunmayan sözleşmeli personelin hizmet sözleşmesini doğrudan feshetme veya bu yönde bağlayıcı karar alma yetkisi hukuken bulunmamaktadır.
Nitekim vekilliğini üstlendiğimiz bir uyuşmazlıkta Danıştay Onikinci Dairesinin 02/12/2025 tarih ve E:2023/3660, K:2025/5404 sayılı emsal kararında da bu hukuki gerçek açıkça tescillenmiştir. Yüksek mahkeme; 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personelin devlet memuru statüsünde bulunmadığını, bu nedenle Yüksek Disiplin Kurullarının bu kişiler hakkında doğrudan fesih işlemi tesis etmesinin hukuken mümkün olmadığını açıkça karara bağlamıştır. İdare hukukunun yerleşik bir ilkesi olan "usulde ve yetkide paralellik" gereğince, sözleşmeyi sonlandırma iradesinin münhasıran sözleşmenin tarafı olan kurum ve o kurumun atamaya yetkili amiri tarafından kullanılması zorunludur. Aksi yönde yetkisiz kurullarca tesis edilen fesih kararları yetki yönünden sakat olup açılacak idari davalarda mutlak bir iptal nedenidir.
İdari İşlemin Parçalanamayacağı İlkesi: Atamaya yetkili amirin, mevzuata aykırı olarak yetkisiz bir kurul (örneğin Disiplin Kurulu) tarafından tesis edilen fesih kararını sadece tebliğ etmesi veya onaylaması işlemi hukuka uygun hale getirmez. İradeyi ilk elden sakatlayan merci kurulun kendisidir ve işlem yetki gaspı / yetki tecavüzü nedeniyle sakat olup sakatlık onaylama ile giderilemez.
4. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/2473 E., 2025/1213 K.; “…temyize konu ısrar kararında, belediye personelinin atama yetkisinin belediye başkanına ait olduğu, yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca görevden alma işlemlerinin de aynı makama ait olması gerektiği, ancak davacının sözleşmesinin belediye meclisi kararıyla feshedildiği gerekçesiyle işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu değerlendirilerek iptal kararı verilmiştir. Ancak yapılan incelemede, Belediye Başkanının doğrudan işlem tesis etmeden önce konuyu belediye meclisi gündemine taşıdığı, meclisin davacının sözleşmesinin sona erdirilmesi yönünde karar aldığı ve nihayetinde Belediye Başkanının bu kararı benimseyerek 02/08/2019 tarihli, davacının sözleşmesinin feshedildiğinin davacıya bildirilmesine ilişkin dava konusu işlemle fesih iradesini açıkça ortaya koyduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, nihai işlemin Belediye Başkanı tarafından gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, yetki ve usulde paralellik ilkesine aykırılık bulunmadığı ve işlemin yetki yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenmeksizin yetki aşımı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…”
Danıştay 1. Dairesi (E. 1984/72, K. 1984/155); "…Yetki kurallarının, dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu ve yetki kurallarının dar yorum ve uygulama yöntemlerine bağlı tutulması gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir..."
Danıştay 8. Dairesi | E. 2010/3000, K. 2013/1929 (T. 13.03.2013); "…Yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca; yasada aksine bir düzenleme bulunmadıkça, bir işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul koşullarının aynı işlemin geri alınması ve kaldırılması işlemlerinde de aynen uygulanması zorunludur. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı düzenleme ve iptal etme konusundaki yetki belediye başkanı ya da görevlendireceği kimseye aittir. Belediye başkanınca verilmiş bulunan işyeri açma ve çalışma ruhsatının yetkide paralellik ilkesi uyarınca yine belediye başkanı ya da görevlendireceği bir yetkili tarafından iptal edilmesi (geri alınması) gerekirken; bu ilkeye aykırı olarak; hem de yönetmelikte ayrıca encümen tarafından karar alınmaması gerektiği düzenlemesi bulunmasına rağmen belediye encümenince ruhsatın iptali yönünde işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmamıştır..."
Danıştay 8. Dairesi | E. 2013/5211, K. 2013/8692 (T. 26.11.2013); "…Mevzuatında ruhsatları vermekle yetkili kılınan idarenin aynı şekilde bu ruhsatların iptali konusunda da tek yetkili olduğu tartışmasız olup, aksine bir düzenlemenin de bulunmadığı görüldüğünden, belediye başkanınca verilmiş bulunan işyeri açma ve çalışma ruhsatının yetkide paralellik ilkesi uyarınca yine belediye başkanı ya da görevlendireceği bir yetkili tarafından iptal edilmesi (geri alınması) gerekirken: bu ilkeye aykırı olarak: yönetmelikte encümen tarafından ayrıca karar alınmaması gerektiğine dair düzenlemeye rağmen belediye encümenince ruhsatın iptali yönünde işlem tesis edildiği görüldüğünden işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir..."
Danıştay 5. Dairesi | E. 2011/433, K. 2011/3618 (T. 24.06.2011); "…İdare hukuku ilkelerinden usulde paralellik ilkesi uyarınca bir idari işlemin uygulamadan kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi, işlem kurulurken uygulanan usul kurallarının izlenmesiyle olanaklıdır. Ancak yukarıda yer verilen Yasa metni uyarınca yargı kararının idare tarafından gecikmeksizin uygulanması gerekmekte olup, iptal kararlarının iptali istenen işlem kurulmadan önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlaması özelliği göz önünde bulundurulduğunda, yargı kararının uygulanması amacıyla usulde paralellik ilkesi gözetilmeden kurulan işlemlerin bu yönüyle hukuka aykırılığından söz edilemez..."
Danıştay 1. Dairesi | E. 2011/134, K. 2011/436 (T. 30.03.2011); "…Tekliflerin değerlendirilmesi yetkisi ihale komisyonuna ait olduğundan usulde paralellik ilkesi gereği aynı komisyonca tesis edilmesi gereken düzeltici işlemin yetki aşımında bulunarak ilgili tarafından tesis edildiği, ilgiliye isnat edilen eylemin, hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, itirazın kabulü ve soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın kaldırılması gerekir..."
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu | E. 2006/69, K. 2009/1089 (T. 16.04.2009);"…2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, hukuka aykırılığı iddia edilerek menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında, işlemin şekil unsuru yönünden de yargısal denetime tabi olduğunun kabulü gerekeceğinden, idari işlemin tesisinde veya bir kararın alınmasında önceden Yasayla saptanmış bulunan usul kuralına uyulmaması kural olarak hukuka aykırılık halini oluşturmaktadır..."
Anayasa Mahkemesi (E. 2004/79, K. 2007/6); "…Anayasa’nın 123. maddesinin son fıkrasında 'Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur' denilmektedir. Buna göre, kamu tüzelkişiliği kanunla, ya da kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak idari işlemle kurulabilir. Aynı şekilde, usulde paralellik ilkesi uyarınca bunların kaldırılmaları da kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak idari işlemle olabilir..."
Danıştay 5. Dairesi (E. 1992/5775, K. 1993/3756); "…Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça idare hukukunun önemli ilkelerinden birisi olan yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca bir işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul koşullarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması işlemlerinde ve tersi işlemin yapılmasında da aynen uygulanması zorunludur..."
Davalarınızda uzman bir avukattan yardım almak hukuki açıdan sizi koruyacaktır. Detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.
Bu sitede yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazılardan kaynaklı herhangi bir sorumluluğumuz bulunmamaktadır.
Turkish
English
Russian
العربية
German