İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, 06.02.2025 tarihli ve 2025/268 E., 2025/442 K. sayılı kararıyla, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçları konusunda önemli hukuki tespitler ortaya koymuştur. Bu karar, günümüz dijital çağında suç faillerinin belirlenmesi ve hesap sahiplerinin sorumluluklarının anlaşılması açısından yol gösterici niteliktedir.
Bilişim sistemlerinin araç olarak kılınması suretiyle dolandırıcılık suçlarında, suçun failinin ne şekilde belirlenmesi gerektiği üzerinde durulması gerekmektedir. Bilişimin, bilgi paylaşımının ve en temelde internetin hayatımızı büyük oranda etkilediği, hatta hayatımızı değiştirdiği bu çağda, bilişim yoluyla işlenen suçların faillerini tespit etmek, ayrı bir zorluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede, hangi durumlarda faillerin sorumluluğuna gidileceği, hangi durumlarda, faillerin sorumlu tutulamayacağının belirlenmesinde yarar bulunmaktadır. Uygulamada, işlenen suçların özelliklerine göre farklı yaklaşım tarzlarının benimsenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda;
1. PARANIN GÖNDERİLDİĞİ HESAP SAHİBİNİN SORUMLULUĞU
Hesap sahibi kavramı, hesabın bağlı bulunduğu bankacılık işlemlerini fiziksel yolla veya mobil bankacılık yoluyla yapmaya yetkili kişi olarak tanımlanabilir. Hesap sahibi gerçek veya tüzel kişidir. Uygulamada, mağdurda hileli yollarla elde edilen paranın bir hesaba gönderildiği görülmekte ve adli makamlarca öncelikle bu hesap sahibinin kimliğine ulaşılmaktadır.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 15/1. maddesine göre, kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir, hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 16/1. maddesine göre, kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır, hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 37. maddesine göre de, banka kartı veya kredi kartını kaybettiği ya da çaldırdığı yolunda gerçeğe aykırı beyanda bulunarak kartı bizzat kullanan veya başkasına kullandıran kart hamilleri ile bunları bilerek kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar, hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, olayın ilk şüphelisi hesap sahibi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hesap sahiplerinin, farklı dosyalarda, farklı ifadeler vererek savunma yaptıkları görülmektedir. Buna göre;
aa- Hesap sahibi, kartını şifreleriyle birlikte para veya başka bir maddi menfaat karşılığında kiraladığını ifade ediyor ise, faili doğrudan dolandıran, faille iletişime geçen hesap sahibi şüpheli olmasa bile, hesap sahibi kişinin kartını bir menfaat karşılığı kiralaması nedeniyle kimliği meçhul diğer kişinin eylemine doğrudan iştirak ettiği gerekçesiyle ve dolandırıcılık suçunun asli maddi faili olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilecektir. Bu koşulda, failin kartını bizzat kendisinin kullanması gerektiği, başkasına teslim etmemesi gerektiği, kartını menfaat karşılığı kiralaması halinde, bütün hukuki ve cezai sonuçlarına katlanması gerektiği kabul edilecektir. Bununla birlikte, kartı, hesap sahibinden alan kişiler hakkında da soruşturma yürütülmeli, böyle bir kişinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu kişi veya kişiler hakkında da soruşturma yürütülmesi önem taşımaktadır.
bb- Hesap sahibi, kartını para veya başka bir menfaat karşılığı olmadan ya da herhangi bir yasal nedene dayanmadan başkasına verdiğini ifade ediyor ise, bizzat kartı başkasına kullandırmanın hukuka aykırı olması nedeniyle, fail, kart kullandırma karşılığı bir menfaat temin ettiğini belirtmese de, ortaya çıkan sonuçtan hukuki veya cezai olarak sorumlu olacaktır. Bu şekilde, kimliği meçhul diğer kişinin eylemine doğrudan iştirak ettiği, dolandırıcılık suçunun asli maddi faili olduğu kabul edilerek, kartını verdiğini belirttiği kişiyle birlikte mahkumiyetine karar verilecektir. Bu koşulda, failin kartını bizzat kendisinin kullanması gerektiği, başkasına teslim etmemesi gerektiği, kartını yasal bir gerekçe olmadan başkasına teslim etmesi halinde, bütün hukuki ve cezai sonuçlarına katlanması gerektiği kabul edilecektir.
Kart, kişiye bağlı olarak verilmekte ve bu kartın başkasına kullandırılmaması gerektiği bilinmektedir. Nasıl ki, bireylerin kimlik kartları, sürücü belgeleri kişiye özel düzenlenmekte ise, kartlar da kişiye özel düzenlenmektedir. Bu kartın başkasına verilmesi ve kullanımının başkasına terkedilmesi eylemi bizatihi hukuka aykırılık teşkil eden bir eylem olduğuna göre, bu kartla işlenen suçlara da, kartın kullanımını bilerek başkasına terk eden kişinin katlanacağı kabul edilecektir.
cc- Hesap sahibinin, yanına yaklaşan kişinin tek seferlik olarak hesabını kullanmak istediğini belirtmesi halinde, bu kişinin kim olduğunun hesap sahibine sorulması, kimliğinin tespiti halinde, bu kişinin de şüpheli olarak dosyaya dahil edilerek, hesap sahibinin iddialarının kendisine sorulması, adı verilen bu kişinin hesap sahibini doğrulaması, söz konusu hesaptan kendisinin para çekmek istediğini belirtmesi ile her iki kişinin birlikte işledikleri başka suçların bulunmadığının belirlenmesi halinde, hesap sahibinin suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle beraatine, hesabı kullanan kişinin ise atılı suçtan mahkumiyeti yoluna gidilmelidir. Buna karşın, adı verilen bu kişinin hesap sahibini doğrulaması, söz konusu hesaptan kendisinin para çekmek istediğini belirtmesi ile her iki kişinin birlikte işledikleri başka suçların bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu beyanlara itibar edilmeyerek faillerin eylem ve fikir birliği içinde hareket ettikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekmektedir. Hesap sahibi tarafından adı verilen kişinin suçlamaları kabul etmemesi, hesap sahibinden, hesabını kullanmayı istemediğini belirtmesi halinde, her iki kişinin birlikte işledikleri başka suç bulunmaması halinde ise adı verilen kişinin suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilirken, hesap sahibinin sorumluluğuna gidilmelidir. Adı verilen diğer kişi, hesap sahibinin beyanlarını kabul etmese bile, her iki kişinin başka işledikleri suçların bulunması, farklı dosyalarda farklı beyanlarda bulunulması halinde, her iki falin mahkumiyetine karar verilmelidir.
dd- Hesap sahibinin kartını kaybettiğini beyan etmesi halinde, suç tarihinden önce kartın kaybolduğu veya çalındığı ile ilgili olarak adli merciilere veya ilgili bankaya resmi bir başvurunun bulunduğunun tespiti halinde, bu tarihten sonraki suçlar açısından kural olarak hesap sahibinin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Bununla birlikte, hesap sahibinin kartın kaybolduğunu ihbar etmesine rağmen, kartını fiili olarak kullandığını belirtmesi halinde, kartın kaybolduğu şeklindeki beyana itibar edilmeyecektir. Buna karşın, kartın kaybolduğu veya çalındığı ile ilgili herhangi bir resmi başvurusunun bulunmaması ya da suçun işlenmesinden sonra bir başvurunun bulunması halinde, hesap sahibinin işlenen dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edilecektir.
Hesap sahibinin şifrenin kartın üzerine yazıldığı ya da, şifelerin cüzdan içinde yer aldığı şeklindeki beyanların kural olarak hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilecektir. Buna karşın, şifrelerin kartın üzerine yazıldığı ve kaybolduğu hususundaki ispat yükümlülüğü hesap sahibine aittir, hesap sahibinin bunu ispatlaması halinde, bu beyana itibar edilebilecektir.
ee- Hesap sahibi suç tarihinde cezaevinde olduğunu ifade ederse, failin, suç tarihinden önce, suç tarihinde ve suç tarihinden sonra gerçekte cezaevinde olup olmadığı araştırılacaktır. Hesabından veya kartından ne şekilde para çekildiği belirlenecek, buna göre, kartın veya hesabın, hesap sahibinin rızası dışında başkası tarafından kullanıldığının belirlenmesi halinde, hesap sahibinin suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilecektir. Buna karşın, hesap sahibi suç tarihinde cezaevinde olsa bile, kartını, suç tarihinden önce başkasına bir komisyon karşılığı veya karşılıksız verdiğini ifade etmesi halinde ya da kartını kaybettiğini belirtmesine rağmen, buna dair resmi bir müracaatının bulunmaması halinde, mağdura yönelik hileli hareketlerini gerçekleştiren diğer fail veya faillerle eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği kabul edilecek ve meydana gelen dolandırıcılık olayına iştirak ettiği değerlendirilerek suç tarihinde cezaevinde olduğu tespit edilmiş olsa bile cezalandırılması yoluna gidilecektir.
ff- Hesap sahibinin, interneti kullanırken, kart bilgilerini yapılacak işlem için başkasıyla paylaştığını ya da kart veya hesap bilgilerinin rızası dışında kullanıldığını iddia etmesi halinde, bu koşulda, hesap sahibinin kart veya hesap bilgilerinin rızası dışında başkaları tarafından alınıp alınmadığı mutlak şekilde araştırılmalıdır. Bu ihtimalde, hileli hareketlerle maddi zarara uğrayan kişinin mağdur olduğu bir olayda, kartı veya hesabı rızası dışında kullanılan kişinin de bilişim suçunun mağduru olduğu kabul edilecektir. Hesap sahibinin bilgilerinin rızası dışında kullanıldığını anlamak için, söz konusu hesaptan hangi tarihlerde hangi işlemlerin yapıldığı, hesap sahibinin hangi işlem için bilgilerini internette karşı tarafla paylaştığı, hesap sahibinin durumun ortaya çıkmasından sonra hangi yasal yollara başvurduğu, hesap sahibinin, kart veya hesap bilgilerinin kullanıldığını belirttiği tarihten önce aynı hesapla ilgili başka bir suç kaydının bulunup bulunmadığı siber aracılığı ile belirlenmelidir.
Hesap sahibi, bilgilerinin çalınması veya rıza dışı alınmasından sonra durumu adli mercilere veya bankaya bildirmiş, bu tarihten önce aynı hesapla ilgili başka bir suç kaydına rastlanmamış, hesap sahibinin rızası dışında hesap bilgilerinin internetten kopyalandığı kesin olarak tespit edilmiş ise, hesap sahibinin de bilgileri kullanılan kişi olarak bilişim suçunun mağduru olarak kabul edilmesi suretiyle cezai sorumluluğuna gidilmeyecektir.
gg- Mağdurun hesabından giden para ile hesap sahibinin faturası, vergisi veya hesap sahibiyle doğrudan ilintili bir ödeme gerçekleştirilmiş ise, kural olarak bu koşulda hesap sahibinin sorumluluğuna gidilmelidir. Hesap sahibi faturanın veya diğer ödemelerin neden bu şekilde ödendiğini ispat edemediği takdirde, asli eylemi kendisinin gerçekleştirdiği veya gerçekleştiren kişi veya kişilerin eylemine asli maddi fail olarak iştirak ettiği kabul edilecektir.
hh- Hesap sahibi, parayı çeken kişinin kendisi olmadığını ifade eder veya parayı çeken kişi gerçekte hesap sahibi değilse, bu koşulda bile, hesap sahibi kartının rıza dışında başkası tarafından kullanıldığını, kartının kaybolduğunu veya çaldırdığını ispat edemediği, bununla ilgili yasal bir müracaatının olduğunu ortaya koyamadığı takdirde sorumlu olacaktır.
Hesap sahibi, kartını bir menfaat karşılığı olsun veya olmasın bilerek başkasına kullandırmış ise parayı çeken kim olursa olsun hesap sahibinin de sorumlu olduğu değerlendirilecektir. Parayı çeken kişinin kimlik bilgileri tespit edilecek ve kimliğinin belirlenmesi halinde soruşturmaya dahil edilmek suretiyle, sanıkla olan ilgisi ve irtibatı, sanıkla ne şekilde eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği tartışılacaktır.
2. HESAP SAHİBİ İLE BİRLİKTE VEYA TEK BAŞINA DİĞER KİŞİLERİN SORUMLULUĞU
Hesap sahibinin rızası dışında kart veya kart bilgileri kullanılarak para çekildiğinin belirlenmesi halinde, hesap sahibi açısından sorumluluk doğmayacaktır. Bu durumda, sanığın hesabını, kartını veya kart bilgilerini, hesap sahibinin rızası dışında kullanan kişinin sorumluluğuna gidilecektir. Bununla birlikte, hesap sahibi, bir menfaat karşılığı veya karşılıksız kart veya hesap bilgilerini başkasına verdiği takdirde, hem hesap sahibi hem de hesabı veya kartı fiilen kullanan diğer kişinin cezalandırılması gerekecektir.
Hesabı veya kartı fiilen kullanan kişi, bu hesabı veya kartı, hesap sahibinin bilgisi dahilinde ve fakat bir suç unsuru olduğunu bilmeden kullandığını ispat ettiği takdirde, hesabı veya kartı kullanan kişinin kastının bulunmadığı kabul edilmelidir. Hesap sahibi, kendisinin sorumluluğunun doğmaması için, bilerek kartını başkasına kullandırmış, para çekim işlemini bilerek başkasına yaptırmış ise, suç kastı bulunmayan kişinin sorumlu olmadığı kabul edilecektir.
3. HESAP SAHİBİNİN HABERİ OLMADAN VE İLGİSİZ BİR ŞEKİLDE HESABINA PARA GELMESİ
Hesap sahibinin bilgisi dışında hesabına para gelmesi ve bu durumun ispat edilmesi durumunda, hesap sahibi söz konusu olaydan sorumlu olmayacaktır. Şöyle ki, dolandırıcılık kastıyla hareket eden bir başka kişi, mağdurun parasının bir başkasının hesabına gelmesini sağlayarak, o kişinin sorumlu olmasına neden olabilecektir. Bu hususa dikkate edilmesinde yarar bulunmaktadır. Kötü niyetle hareket eden üçüncü kişinin bulunması ihtimali her zaman dikkate alınmalıdır. Bu durumda, hesap sahibi, hesabına bu şekilde bir para gelmesi durumunda, durumu bankaya veya bir adli merciye bildirdiği veya bu paranın şüpheli olduğunu bir şekilde tespit ettiği takdirde, hesap sahibinin suça iştirak etmediği kabul edilecek; buna karşın, hesabına gelen parayı hesap sahibi veya hesap sahibinin bilgisi dahilinde başkası çekmiş ya da hesabına gelen paranın şüpheli durumu ile ilgili hesap sahibinin herhangi bir ihbarı bulunmuyor ve söz konusu parayı çekip kullanmış ya da bu paradan harcama yapmış ise, suça iştirak ettiği ihtimali kuvvetlenecektir.
4. ENTGRASYON VE SUÇ KAYITLARI DİKKATE ALINARAK KARAR VERİLMESİ ZORUNLULUĞU
UYAP sisteminde var olan entegrasyon veya diğer bir isimle soruşturma ve kovuşturma kayıtları, failin belirlenmesinde veya suç kastının ortaya konulmasında önem arz etmektedir. Bu husus, sabıkası olan bir kişinin mutlaka dosyadaki suçu da işlediği anlamına gelmeyecektir. Örneğin, hesap sahibi fail, kartının belli bir tarihte kaybolduğunu elimizdeki dosyada ifade etmesine rağmen, devam eden başka bir soruşturma veya kovuşturmada, kartını başkasına verdiğini ifade ettiği takdirde ya da bir dosyada kartını A isimli kişiye verdiğini belirtmesine rağmen bir başka dosyada B isimli kişiye verdiğini ifade etmesi; bir dosyada, kartının çalındığını belirtmesine rağmen, bir başka dosyada, kartını kaybettiğini belirtmesi; bir dosyada, kartını kiraladığını belirtmesine rağmen, bir başka dosyada karşılıksız olarak başkasına kullandırdığını ifade etmesi, bir dosyada kartını kaybettiğini belirtmesine rağmen başka bir dosyada parayı çeken kişinin hesap sahibi olması, bir başka dosyada paranın başkası tarafından çekildiğinin belirlenmesi ihtimallerinde, hesap sahibinin sorumlu olduğu, kartını veya hesabını kendisinin kullandığı veya suç işlenmesi amacıyla başkasına kullandırdığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte kişinin salt eski kayıtlarının olması, her işlenen suçun faili olduğu anlamına da gelmeyecektir. Buna karşın, kartını kiralayan ya da kiralamadan başkasına kullandıran bir fail, bundan sonra işlenen bütün suçlardan, kartı veya hesabı kullanan kişi ile birlikte sorumlu olacaktır.
5. FAİLİN İŞLEDİĞİ BAŞKA SUÇLAR NEDENİYLE AÇILAN KAMU DAVALARININ BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ
Suçu işleyen fail hakkında, ülkenin birçok yerinde açılan davaların birleştirilmesi fiilen mümkün değil ise de, fail hakkında açılan davaların tamamındaki gerekli belgelerin, örneğin, ifadeler, iddianame ve delillerin mahkemece eldeki dosya içerisine konulması zorunludur. Zira fail hakkında bir değerlendirme yapılması için suç kastının ortaya konulması, farklı dosyalardaki ifadelerin ve bu dosyalardaki delillerin birlikte tartışılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, fail hakkındaki bir dosya ile başka bir dosya arasında yoğun bir bağlantı bulunuyor, bu dosyadaki deliller ile diğer dosyadaki deliller birbiri ile bağlantılı ise, davaların birleştirilmesinde yarar bulunmaktadır.
Mağdurların aynı ve sanığın tek olduğu dosyaların zorunlu olarak birleştirilmesi gerekir. Failin bir dosyada tek başına yargılandığı, bir başka dosyada başka bir kişi ile birlikte yargılandığı görülüyor ise, bu dosyaların da birlikte görülmesinde yarar bulunmaktadır.
Uygulamada, mahkemece, hesap sahibinin mahkumiyetine karar verilmekle birlikte, hesap sahibinin ifadesinde adı geçen kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği görülmektedir. Bunu yapmak yerine, hesap sahibinin ifadesinde adı geçen kişinin suç işlediğine dair yeterli delil bulunduğunun belirlenmesi halinde, bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunulması, kamu davası açılması halinde her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi, dava açılmaması halinde ise, ifadede adı geçen kişiye tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılarak bu kişinin bilgi sahibi sıfatıyla ifadesinin alınması zorunludur.
TCK'nın 158/3. maddesi kapsamında suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin belirlenmesi açısından da, aynı olaya ilişkin birden fazla kişinin işlediği suçların birleştirilmesi gerekmektedir. Bu dosyaların birleştirilmemesi halinde, örneğin hakkında kamu davası açılan iki fail hakkında, TCK'nın 158/3. maddesi gereğince artırım yapılmadan hüküm kurulacak, daha sonra üçüncü kişi hakkında açılan davada anılan madde gereğince cezanın artırılması yoluna gidilmek suretiyle aynı suçu işleyen faillerin farklı ceza almaları nedeniyle ceza adaletinin sekteye uğratılmasına neden olunacaktır.
6. BANKA KAYITLARININ SUÇ KASTININ BELİRLENMESİNDEKİ ETKİSİ
Kart kullanım alışkanlığı, belli davalarda yol gösterici nitelikte olabilecektir. Bu çerçevede, kartının kaybolduğunu ya da kartın kendisi tarafından kullanılmadığını belirten failin, geçmişe yönelik kart kullanımına ilişkin hesap detaylarının getirtilerek incelenmesi suretiyle, hesaptan yapılan harcamaların fiilen hesap sahibine ait olup olmadığı belirlenebilecektir. Şöyle ki, söz konusu karttan, hesap sahibinin harcama yaptığına dair tespit edilecek detaylar, söz konusu kartın kaybolmadığını, fiilen sanık tarafından kullanıldığını ortaya koyacak, böylece, kartın kaybolduğu iddiası çürütülmüş olacaktır.
Kart fiilen hesap sahibi tarafından kullanılmasa bile, kart veya hesap bilgileri hesap sahibinin rızası dahilinde komisyon karşılığı veya komisyonsuz başkasına verilmiş ise, fiilen kartı hesap sahibi kullanmasa bile hesap sahibi kartı kullanan kişi ile birlikte iştiraken sorumlu olacaktır.
Uygulamada, hesap sahipleri, kartlarını başkalarına menfaat karşılığı veya karşılıksız teslim ettikten sonra suçun işlenmesi halinde, kartı fiilen kendilerinin kullanmadığını, parayı çeken kişinin kendileri olmadığını savunmakta iseler de, bu nitelikteki suçlarda, parayı çeken kişi ile birlikte parayı çekmek üzere kartını veya hesabını kullandıran kişinin de sorumlu olduğu unutulmamalıdır.
Kamera görüntülerinde parayı çeken kişinin hesap sahibi olmadığı belirlense bile, kartının ne şekilde başkasına verildiğini ispatlamayan hesap sahibi bu çekim işleminden sorumlu olacaktır. Bununla birlikte kamerada parayı çekin kişi hakkında da soruşturma işlemleri yürütülecek, bu kişinin kimliğinin tespiti halinde şüpheli olarak ifadesi alınacak, gerektiğinde bu kişi hakkında da kamu davası açılarak dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilecektir.
Kamera görüntülerindeki kişinin kimliğinin tespit edilmemesi halinde, bu kişi hakkındaki soruşturma, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapatılmayacak, evrak, nihayetinde daimi kararı ile takip edilecek, kimliğinin tespiti ve suç işlediğine dair yeterli şüphe oluştuğunun belirlenmesi halinde kamu davası açılması yoluna gidilecektir.
7. TELEFON KAYITLARININ SUÇ KASTININ BELİRLENMESİNDEKİ ETKİSİ
Birden fazla kişinin şüpheli olduğu dosyalarda ya da hesap sahibinin, belirtilen parayı çekmediğine dair savunmaları karşısında, telefon ve baz kayıtlarının önemi ortaya çıkmaktadır. Hesap sahibi, bir başka kişinin kendisinden kartı aldığını, suçu bu kişinin işlediğini belirtmesi halinde, taraflar arasında, suç tarihinden önce sonraki HTS kayıtlarının getirtilmesi sağlanarak, aralarındaki iştirak ilişkisi tespit edilebilecektir. Bununla birlikte para çekimi yapılan veya harcama yapılan yerlerde failin fiilen kullandığı telefon numarasına ait baz kayıtları getirtilerek, kartın fii kullanımının kime ait olduğu kesin olarak tespit edilebilecektir. Hesap sahibi kartın kaybolduğunu belirtmesine rağmen, kartı fiilen kullanan kişi ile telefonda görüşmüş ise tarafların eylem ve fikir birliği içinde hareket ettikleri değerlendirilebilecektir.
8. HESAP KULLANIMINA İLİŞKİN YAZI VE İMZA İNCELEMESİ YAPILMASININ ÖNEMİ
Hesap sahibi kartının kaybolduğunu veya rızası dışında elinden çıktığını iddia etmesi, hesaptaki paranın da bankadan bizzat çekildiğinin belirlenmesi halinde, söz konusu dekonttaki yazı ve imzaların hesap sahibine veya başka bir kişiye ait olup olmadığı alınacak bilirkişi raporuyla belirlenebilecektir. Aynı şekilde, paranın bankadan çekilmesi ihtimalinde, parayı çekme anına ilişkin güvenlik kamera kayıtları da getirtilerek parayı hesap sahibinin mi hesap sahibi ile birlikte başka bir kişinin mi yoksa başka bir kişinin tek başına mı çektiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde fiilen işlem yapan kişi tespit edilerek, suçun kim tarafından işlendiği tespit edilecektir.
Parayı fiilen bankadan başka bir kişi çekmiş olsa bile, hesap sahibinin kartını veya hesabını bilerek bu kişiye verdiğinin tespiti halinde, hesap sahibi, parayı çeken kişi ile birlikte iştiraken sorumlu olacaktır. Buna karşın, kartının veya kart bilgilerinin hesap sahibinin rızası dışında kullanılarak para çekildiğinin ispat edilmesi halinde, sadece parayı çeken kişinin sorumluluğuna gidilecektir.
Hesap sahibi, söz konusu hesabı kendisinin açmadığını, söz konusu yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesi halinde, ilgili belgeler üzerinde kriminal aracılığı ile inceleme yaptırılarak, söz konusu yazı ve imzaların hesap sahibine veya başka bir kullanıcıya ait olup olmadığı kesin olarak belirlenmelidir. Söz konusu kartın veya hesabın sanık tarafından açılmadığının belirlenmesi halinde sanığın sorumluluğuna gidilmeyecektir.
9. SAZAN SARMALI YÖNTEMİNDE FAİLİN BELİRLENMESİ SORUNU
Bu yöntemi kullanan fail, A kişisinden bir malı veya hizmeti almak için iletişime geçmektedir. A kişisinden malı veya hizmeti alırken, B kişisine de mal satma vaadinde bulunup, B kişisinden gelecek parayı A kişisinin hesabına göndertir. Bu durumda fail, A kişisinden malı alırken, parasını B kişisine ödetmektedir ve B kişisinden gelen para, failden alınacak mal karşılığında A kişisine gitmektedir. Malı almak için para veren B, malı alamayınca şikayetçi olduğunda, paranın hesabına gittiği A kişisi şüpheli olarak ortaya çıkmakta, bu şekilde yöntem fail belirleyen fail, kendisine dair hiçbir iz bırakmadan B aleyhine dolandırıcılık suçunu işlemekte, sorumluluktan kurtulmak için de A kişisini ortaya atmaktadır. Bu koşulda hesap sahibi olan A kişisi, faille ilgili olan ilişkisini ortaya koyduktan sonra asıl faille ilgili olarak soruşturma yürütülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, normal koşullar içinde ticaret yapan ve parasını alma hakkı olan ve yasal zeminde bulunan A kişisinin cezalandırılması yoluna gidilecektir ki, bu durum adalet ilkesini zedelenecektir.
Örneğin, oto yıkama iş yerinde arabasını yıkatan fail, parasını IBAN'a göndermek istediğini söyler, bu sırada fail, internetten verdiği ilanla mal satmak istediğini söylediği B'den kaparo göndermesini ister ve bu kaporayı da oto yıkamacı A'ya gönderilmesini sağlayarak ortadan kaybolması eyleminde, gizlenen asıl failin bulunması önem arz etmektedir. Oto yıkamacı olan A kişisi, faile verdiği hizmet karşılığı para aldığını ispat etmesi durumunda, hesap sahibinden ziyade, dolandırıcılık organizasyonunun yapan failin bulunmasına çalışılmalıdır.
10. YAKIN AKRABALAR ARASINDA BİRBİRİ YERİNE KART KULLANILMASI SORUNU
Eşlerden birinin diğerinin kartını kullanması ya da evin çocuğunun anne veya babasının kartını kullanması durumunda kimin sorumluluğuna gidileceği, her olayda ayrı şekilde değerlendirilmelidir.
Erkeğin, kadın adına hesap açtırıp kartına el koyarak onun rızası dışında kadına ait kartı suçta kullanması durumunda, sadece kartı kullanan erkek sorumlu olacaktır. Buna karşın, eşlerden biri, kartın suçta kullanılacağını bilerek diğer eşe kullandırması halinde her iki eşin sorumluluğuna gidilecektir. Hesap sahibi eş, hesabına gelen paraları kullanıyor ise bu durumda hesap sahibi eşin, kartın suçta kullanıldığını bildiği kabul edilecektir. Buna karşın, hesap sahibi eş, fiilen kartı kullanmıyor, kartın bütün kullanımı diğer eşe aitse ve hesap sahibi eş kartın suçta kullanıldığını bilmiyor ise, hesap sahibi eşin kusurlu olmadığı kabul edilecektir.
Evin çocuğunun, okuma yazma bilmeyen ya da hesap işlerini bilmeyen anne veya babası adına kart çıkartıp bu kart veya hesabı suçta kullanılması halinde kartı fiilen kullanan çocuk sorumlu tutulacaktır. Bununla birlikte, kartın suçta kullanıldığını bilen ve hasaba gelen paraları birlikte kullanan hesap sahibi kişi de kartı fiilen kullanan kişi ile birlikte sorumlu tutulacaktır.
11. HUKUKİ İHTİLAF - SUÇ İLİŞKİSİNİN BELİRLENMESİ ZORUNLULUĞU
Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için failin suç kastı ile hareket ederek hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmesi zorunludur. Failin suç kastı taşımadan, edimini yerine getirmemesi eylemi tek başına suç teşkil etmeyecektir. Özellikle ticari hayatın elektronik ortama taşındığı günümüzde, gerçek bir ticari faaliyeti olan bireylerin, haklı nedenlere dayalı olarak ya da gerekli hassasiyeti göstermemesi nedeniyle edimlerini yerine getirmemeleri durumunda, taraflar arasında hukuki bir ihtilaf olduğu kabul edilecek, cezai olarak değil satıcının sadece hukuki olarak sorumluluğuna gidilecektir. Örneğin, bir çok ürün satışı yapan satıcı, elinde olmayan nedenlerle ürünü gönderemediğini ortaya koyduğu takdirde veya bu kişinin gerçek bir satıcı olduğu, bazı ürünlerdeki satışlarda, elde olmayan nedenlerle, teknik, kargo gecikmeleri, ödemedeki aksaklıklar gibi sebeplerle ürün gönderilemediğinin bilgi ve belgelerle mahkemece ispatlanması durumunda failin dolandırıcılık kastının olmadığı kabul edilecektir. Bununla birlikte fail gerçek bir ticaret yapmasına rağmen, ürün siparişi veren kişinin parayı göndermesinden sonra bu kişiye ürünü göndermeden telefonunu engellemesi, belirsiz hatlardan mağdurla iletişim kurarak parayı aldıktan sonra mağdurla olan iletişimi kapatması veya sipariş edilen ürünlerle ilgisiz ürün göndererek yoğun olarak bu eylemlerini gerçekleştirmesi halinde failin kastının dolandırıcılık olduğu değerlendirilecek ve gerçek bir faaliyeti bulunmasına rağmen bazı eylemleri yönünden hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiği kabul edilecektir. Ayrıca gerçek bir ticari faaliyeti olmamasına rağmen paravan bir sistem kurup olmayan ürünleri pazarlayan, buna aracılık eden, bu işler için hesaplarını veya telefonlarını kullandıran kişilerin tamamı hem hukuki hem de cezai olarak sorumlu tutulacaklardır.
Davalarınızda uzman bir avukattan yardım almak hukuki açıdan sizi koruyacaktır. Detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.
Bu sitede yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazılardan kaynaklı herhangi bir sorumluluğumuz bulunmamaktadır.
Turkish
English
Russian
العربية
German