BAKİYE SÜRE ÜCRET ALACAĞI

Belirli süreli iş sözleşmelerinde işçi, iş sözleşmesinin işverence haksız feshi halinde İş Kanunu m.18 vd.’nda düzenlenen iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işveren tarafından haksız feshedilmesine ilişkin olarak;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun "b. Haklı sebebe dayanmayan fesihte" kenar başlıklı 438 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası şu şekildedir:

"İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir.

Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir."

Bakiye süre ücreti tutarı tazminatın istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekmektedir. İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmamaktadır. 

6098 sayılı Kanunun 438/2. maddesine göre; işçinin, sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, kalan süreye ait ücretler bakiye süre ücreti tutarı tazminatı toplamından indirilmelidir. Yargıtayın kararlarında da belirtildiği üzere; bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır. 

İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücreti tutarı tazminattan gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekmektedir. 

Cezai şart ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın bir arada istenmesi mümkün değildir: 6098 sayılı Kanun’un 179. maddesinde “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o koşulun gerçekleşmesi, yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hâlinde ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemez. 6098 sayılı Kanun'un 179/1 hükmü emredici değil düzenleyici bir kural olduğundan taraflar aksini kararlaştırabilir. Şu hâlde; feshe bağlı olarak ortaya çıkan cezai şart ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın ayrı ayrı talep edilebilmesi için bu yönde sözleşmede açık düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik hâle gelen içtihatları bu doğrultudadır (Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2016/29534 Esas, 2020/2899 Karar sayılı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarihli ve 2021/498 Esas, 2021/6992 Karar sayılı, 13.06.2022 tarihli ve 2022/6065 Esas, 2022/7555 Karar sayılı kararları).

İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/15836 E.,  2018/4434 K. Sayılı Kararı; 
"...Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacının davalı işyerinde aday matematik uzman öğretici olarak çalışacağı ve bu çalışmasının başlama tarihinin 30.09.2011, bitim tarihinin ise 26.09.2012 olacağının kararlaştırıldığı sabittir. Keza taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme geçersiz olduğundan bu sözleşmeye dayalı iş ilişkisinin kurulmadığı da açıktır. Nitekim bu olgu Mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece davacının iş akdinin davalı işverence haklı bir neden olmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği sonucuna varılmıştır. Dosya içeriğine göre davalının haklı fesih savunması ispatlanamadığından varılan bu sonuç isabetlidir. Bu durumda, taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiği ispatlanamadığından davacı lehine bakiye süre ücret alacağına hükmedilmesi gerekirken yetersiz ve yerinde olmayan gerekçelerle bu alacağın reddi yerinde değildir. Ayrıca, 6098 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda Mahkemece gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırmayla sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2015/4873 E.,  2016/17686 K. Sayılı Kararı; 
"...Mahkemece davacının hizmet süresi içinde dengi resim okul öğretmenlerinin aldığı ücret sorularak gelen yazı cevabına göre bilirkişi raporunda hesap edilen fark ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. 5580 Sayılı Yasa’nın 9.maddesinde açıkça özel öğretim kurumlarında eğitim-öğretim hizmeti yapanların emekliler hariç kıdemlerine göre dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemeyeceği düzenleşmiştir. Dosya içeriğine göre davacı davalıya ait özel okulda 25.09.2009-25.09.2010 arası stajyer öğretmen 25.09.2010-04.07.2013 arasında ise kadrolu ingilizce öğretmeni olarak çalışmıştır. Mahkemece davacının fark ücret alacağının belirlenmesi için 25.09.2009-25.09.2010 arasında stajyer ingilizce öğretmenin dengi resmi okulda ücret ve sosyal yardımların daha sonraki hizmet süresinde ise kıdemi belirtilerek resmi dengi okuldaki ingilizce öğretmenin o dönemde aldığı ücret ve sosyal yardımların tespit edilerek davacının fark ücret alacağının hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/23087 E.,  2014/26840 K. Sayılı Kararı;
"...Somut olayda, davacının Libyadaki inşaat işinde iş makinaları operatörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Gerek işin niteliği, gerek davacının görevi itibari ile davacı ile davalı arasındaki iş aktinin belirli süreli iş akti olarak kabulünü gerektirecek objektif bir sebep yoktur. Bu nedenle, tarafların arasındaki iş aktinin belirli süreli iş akti kabul edilmesi mümkün değildir, aralarındaki iş aktinin belirsiz süreli iş akti olarak kabulü gerekir. Bakiye süre ücreti alacağı ise belirli süreli iş akti söz konusu ise talep konusu olabilir. Belirsiz süreli iş akitlerinde garanti süreli çalışma hali dışında bakiye süre ücreti talep edilemez. Bu nedenle bakiye süre ücreti talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2014/811 E. ,  2015/14090 K. Sayılı Kararı;
"...854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 7. maddesinde gemiadamları ile yapılacak üç sözleşme türünden bahsedilmiştir. Buna göre gemiadamı ile yapılacak iş sözleşmesi belirli bir süreye, sefer için veya süresiz olarak yapılabilir. Somut olayda taraflar arasında 24.06.2008 tarihli iş sözlşemesi 9 ay süreli olarak yapılmıştır. Davacının görevi yağcı olarak belirtilmiştir. Buna karşın davacıya geminin swage tankındaki delik kaynak ile tamir ettirilerek bu tankın temizliği yaptırılmıştır. Davacı bu işlem için işverenden ekstra ücret talep etmesi üzerine işveren tarafından bu ödemenin yapılmayacağı belirtilmiştir. Bunun üzerine işçi tarafından işverene hitaben yazılan 12.11.2008 tarihli dilekçede bu ücrete hak kazandığını ve bu hakkını talep etmesi nedeniyle işverence işten çıkartılmakla tehdit edilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Davacının iş akdi bu dilekçe üzerine 12.11.2008 tarihli disiplin kurulu ile feshedilmiştir. Disiplin kurulu kararında davacının gemide huzursuzluk çıkardığı ve argo konuştuğu belirtilmiş ve işveren bu hususu ispat hususunda iki adet tutanak ibraz etmiş isede bu tutanakların içeriğinin doğruluğunu ispat edememiştir. İşveren haklı fesih sebebini ispatlayamadığından davacının iş sözleşmesinin işverence feshi haksız olup, davacı bakiye süre ücret alacağı talep etmekte haklıdır. Mahkemece dosya içindeki bilirkişi raporu yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak davacının bakiye süre ücreti alacağı kabul edilmelidir..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2013/14765 E.,  2015/9464 K. Sayılı Kararı;
"...Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalıya ait özel öğretim kurumunda öğretmen ve müdür olarak 06/07/2011 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı, işverence 26/10/2011 tarihli fesih bildirimi ile iş sözleşmesinin 10/11/2011 de fesh edileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davacının çalışılan süreye ait ücret ile bakiye süre ücretine hükmedilmesi yerinde ise de, bakiye süre ücretinden 818 sayılı Borçlar Kanunu 325. maddesine takdiri indirim yapılması hatalıdır. Dava tarihine göre yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu 325. maddesine göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 438 /2), göre bakiye süre ücretinden davacının tasarruf ettiği miktar ile başka işden elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir araştırılarak bakiye süre ücretinden indirim yapılır. Bu madde gereğince takdiri indirim yapılamaz. Mahkemece açıklanan hususlar dikkate alınıp anılan Yasa hükmüne göre indirim nedeni olup olmadığı araştırılıp çıkan sonuca göre karar verilmelidir..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/554 E.,  2023/3355 K. Sayılı Kararı;
"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2021 tarihli ve 2018/(22)9-843 Esas, 2021/1169 Karar sayılı ilâmı ile davacının müdürlük yaptığı döneme ait ... sözleşmesinde ücretinin aylık brüt 6.983,24 TL olarak belirlenmesi, haftalık çalışma saatlerine ilişkin düzenleme ve davacının talep ettiği müdürlük görevi sırasındaki ek ders ücretinin sosyal yardım mahiyetli bir ödeme olmaması ile dengi resmî okullarda ödenen aylığa nazaran eksik ücret ödendiğinin ileri sürülmemesine göre müdürlük görevi sırasındaki ek ders ücreti talebinin reddi gerektiği, eğitime hazırlık ödeneği, kıdem tazminatı ve bakiye süre ücreti dışındaki talepler yönünden ayrıca değerlendirme yapılmadığından bu aşamada mahkemece ilgili mevzuat hükümleri ayrıntılı şekilde incelenerek 5580 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun ve anılan Kanunlar uyarınca çıkarılan yönetmelikler ve taraflar arasında imzalanan ... sözleşmeleri doğrultusunda talep konusu alacakların açıklanan esaslara göre değerlendirilmesi gerektiği, %1 fazlası alacağın yalnızca aylık ücretin geç ödenmesi hâlinde talep edilebileceği, diğer alacaklar yönünden %1 fazlası alacağa hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, davacının güncel hizmet döküm cetveli dosya kapsamına alınarak sözleşme sona ermeseydi çalışmaya devam edeceği süre içerisinde gelir elde edip etmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuca göre bakiye süre ücreti alacağı hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir...Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı dikkate alınarak yapılan araştırma ve yargılama sonucunda davacının kıdem tazminatı, eğitim hazırlık ödeneği ile bakiye süre ücret alacağına hak kazandığı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/423 E.,  2023/3102 K. Sayılı Kararı; 
"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının belirli süreli ... sözleşmesi ile çalıştığı, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesinden dolayı bakiye süre ücreti talebinin yerinde olduğu, davacının gecikme cezası ücreti talebi yönünden sözleşmenin 5 inci maddesinde düzenlendiği üzere ücretin geç ödenmesi hâlinde toplam sözleşme bedelinin %20' si kadar gecikme cezası ödeneceği, sözleşmedeki bu hükmün çalışma süresi içinde ödenmesi gereken ücretin zamanında ödenmemesi hâlinde devreye girecek bir hüküm olduğu, davacının çalıştığı süre içerisinde ücretlerinin kendisine zamanında ödendiği, davacının bakiye süreden kaynaklı tazminat için gecikme cezası talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince reddedilmesinin, sözleşmenin 5 inci maddesinde öngörülen cezai şartın "İşin bedeli" başlığı altında ve davacıya ödenecek ücretin kararlaştırıldığı hükmün altında düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında yerinde olduğu, davacının işyerinde danışmanlık hizmeti verdiğinin anlaşıldığı, 6 aylık belirli süreli sözleşmenin feshinden sonra kalan süresi 3 ay, 10 gün olup bu süre için yapılan bakiye süreye ait hesaplamadan %20 oranında indirime gidilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçeleri ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1913 E.,  2025/2596 K. Sayılı Kararı; 
"... Mahkemenin 31.03.2023 tarihli kararı ile; davacıya ait iş sözleşmesinde davacının saat ücretinin 4,75 USD olduğunun tespit edildiği, bu kayıtlara itibarla aylık brüt ücretin 1.494,94 USD olduğu, bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın miktarının 3.152,96 USD olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dosyada davacı işçinin iş akışını bozduğuna yönelik davalı savunmasını destekler nitelikte delil sunulmadığı, tanık dinletilmediği, feshin haklı veya geçerli nedenle yapıldığına dair ispat yükünün gereğinin davalı tarafından yerine getirilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının saat ücretinin brüt 4,75 USD olduğunun kabulü ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın hesaplanması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir..."

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/28007 E., 2020/1617 K. Sayılı Kararı;
“…6098 sayılı Kanun’un 438/2. maddesine göre işçinin, sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, kalan süreye ait ücretler bakiye süre ücreti tutarı tazminatı toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır. İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücreti tutarı tazminattan gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir. Somut olayda, davacı kaleci antrenörü olarak belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmiş olup; iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiği gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiği tarih ile sözleşmenin bitim tarihi gözetilerek 1 yıl 3 ay 19 gün karşılığı hak kazandığı ücret miktarı, bakiye süre ücreti tutarı tazminat alacağı olarak hüküm altına alınmıştır. Ancak, indirim konusunda gerekli araştırmalar yapılmadan bakiye süre ücreti tutarı tazminat yönünden hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen 6098 sayılı Kanunun 408. maddesine göre bakiye süre ücreti tutarı tazminat alacağı yönünden indirim hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde yapmaktan kurtulduğu giderler, çalışmamaktan kaynaklı tasarruflar, başka bir işten gelir elde edip etmediği (fesihten sonra çalıştığı işverenden aldığı ücretler) ya da iş arayıp aramadığı ve diğer çalışma imkanları araştırılarak sonucuna göre indirim yapılmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2023/5497 E.,  2023/6812 K. Sayılı Kararı;
“…Somut uyuşmazlıkta 01.02.2014-31.01.2017 tarihleri arasındaki dönem için taraflar arasında imzalanan belirli süreli ... sözleşmesi, 24.03.2015 tarihinde feshedilmiş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada davacının 24.03.2015-01.08.2017 tarihleri arasında çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 438 ... maddesi ikinci fıkrasına göre bakiye süre ücretine ilişkin talepten indirilebilecek miktarlar hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirlerdir. Davada başka işten elde ettiği gelir vb. şekilde indirilmesi gerekli gelirlerin olup olmadığının belirlenemediği, bilinmeyen bir dönem de bulunmamaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, davacının, sözleşmenin sona ereceği 31.01.2017 tarihine kadar çalışmadığı tespit edilmesine rağmen 1 yıl, 10 ay, 7 ... üzerinden hesaplanan bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminattan %30 oranında indirim yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir…”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6202 E.,  2025/7395 K. Sayılı Kararı;
"...6098 sayılı Kanun'un 179/1 hükmü emredici değil düzenleyici bir kural olduğundan taraflar aksini kararlaştırabilir. Şu hâlde; feshe bağlı olarak ortaya çıkan cezai şart ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın ayrı ayrı talep edilebilmesi için bu yönde sözleşmede açık düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik hâle gelen içtihatları bu doğrultudadır (Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2016/29534 Esas, 2020/2899 Karar sayılı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarihli ve 2021/498 Esas, 2021/6992 Karar sayılı, 13.06.2022 tarihli ve 2022/6065 Esas, 2022/7555 Karar sayılı kararları). Yapılan açıklamalara ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinde bahsi geçen yönde açık bir hüküm olmadığından, cezai şart ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın bir arada istenmesi mümkün değildir. Davacının bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat konusunda temyizi bulunmadığı ve yargılamada gelinen aşama itibarıyla hüküm altına alınan cezai şart miktarı dikkate alındığında; somut uyuşmazlıkta davacının seçimlik yetkisini cezai şart alacağı yönünde kullandığı kabul edilmelidir. Şu hâlde bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin reddi yerine kabulü hatalı olmuştur..."

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/8478 E.,  2021/13585 K. Sayılı Kararı;
"...İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir. Bozma ilamına uyan Mahkemece bakiye ücret alacağı %10 indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır.Davalının dosya kapsamında bulunan 16.01.2015 işlem tarihli banka dekontuna göre davacıya 2.318,69 TL ihbar tazminatı ödemesinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bakiye süre ücretine gerekli indirimler yapıldıktan sonra ödenen ihbar tazminatı miktarının mahsup edilmesi gerekli iken bu miktar mahsup edilmeden yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..."

 

 

Davalarınızda uzman bir avukattan yardım almak hukuki açıdan sizi koruyacaktır. Detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.

Bu sitede yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazılardan kaynaklı herhangi bir sorumluluğumuz bulunmamaktadır.